1000 metre civarında pek çok tepenin varlığı dikkati çeker. Bu durum sırt
alanların yoğunluğunu beraberinde getirmiştir. Bu yüzden rahatlıkla çok
arızalı bir yer şekline sahip olduğu söylenebilir.
İklimi:
İklimi
şekillendiren etmenler, denizden uzaklık ve yükseltidir. Denizden oldukça
uzak oluşundan iklim karakterinin karsal olduğu söylenebilir. Ancak
yükseltisinin çevresine göre alçak olması, kısa mesafede iklim
özelliklerinde farklılıklar ortaya çıkmasını sağlamıştır. Gediz’in
konumu çevresine göre daha alçak düzeyde olduğundan İlçe iklimi çevreye göre
daha ılımlı bir karakter kazanmıştır. Gediz’i etkileyen Akdeniz ve karasal
iklim tipleri arasındaki bu iklim tipi bir geçit iklimidir.
Yıllık ortalama
sıcaklık değeri 12.4 santigrattır. Temmuz ayı sıcaklık ortalaması 23.1
santigrat; Ocak ayı ortalaması ise 2,1 santigrattır. Günlük sıcaklıkların 30
santigradın üstüne çıktığı gün sayısı ortalama 56, sıfırın altındaki gün
sayısı ise 48’dir. İlçemizde en düşük sıcaklık ( -15 ) santigrat ile
21.01.1974’ de , en yüksek sıcaklık ise (38.9) santigrat ile 07.07.1980’ de
ölçülmüştür.
Gediz daha çok batı
ve kuzeybatıdan gelen alçak basınç merkezlerine bağlı cephe sistemlerinin
etkisi altında iken Kuzey sektörlü rüzgarların hakimiyeti kendini
hissettirir.
Yağış rejimi
itibariyle İç Anadolu’nun az yağışlı karasal iklimi ile Akdeniz yağış rejimi
arasında bir özellik gösterir.Yağış rejiminde dikkati çeken bir özellikte
yıllara göre salınımlar yapmasıdır. Kar yağışlı gün sayısı çevresine göre
düşüktür. En fazla yağış kış ve ilkbahar aylarında düşerken yazlar kurak
geçmektedir. Yıllık yağış miktarı ortalama 595 mm.’dir. En fazla yağış
27.12.1981 yılında 205 mm. olarak ölçülmüştür .
Murat ve Şaphane dağlarının varlığı yörede oroğrafik yağış şeklinin
oluşmasına imkan vermektedir.Yağış miktarının yüksek olmasında bu durumun
payı olduğunu söyleyebiliriz..
Doğal Bitki Örtüsü:
Doğal bitki örtüsü yükseltilere ve bakı özelliklerine göre
şekillenmektedir. Yükseltinin 1000 m. nin altında kalan engebeli alanlar
meşe ağaçlarının fazlaca bulunduğu bozkırlardır. Bu bozkırlarda papatya,
çiğdem, menekşe, sığır kuyruğu, çoban yastığı, gelincik, geven, kekik, çakır
dikeni, yavşan otu, çayır püskülü vb. bitkiler vardır. 1000 m nin üzerindeki
alanlar ise özellikle Murat Dağı sahası ve dağların kuzey kesimleri yarı
nemli ormanlarla kaplıdır. 1000m. – 1500 m ler arsında meşe ormanları yaygın
iken 1500 m. – ile 2000 m. arasında ve dağların kuzey yamaçlarında kara çam
alanları daha yoğundur. Şaphane dağında bu ağaçlara ilaveten ardıç
ağaçlarına rastlanmaktadır.
Akarsu boylarında ise kavak ve söğüt familyaları hakim iken; Orman altı
bitki örtüsü grubunda pek az orman gülü, ballı baba bitkisi, pırnal, yabani
korunga, yabani zambak vb. bitkiler görülmektedir.
Akarsuları:
Yöredeki dağlık alanlar Türkiye
hidrografyasını şekillendiren bir
özelliğe sahiptirler. Murat dağı ve Şaphane dağı birer su bölümü çizgisi
olup Karadeniz, Ege ve Marmara denizine kaynak oluştururlar. Murat dağı
Büyük Menderes, Gediz ve Sakarya nehirlerinin havzalarını beslerken, Şaphane
dağı da Gediz ve Susurluk nehirlerinin havzalarının yukarı çığırlarını
oluşturmaktadır.
Şehrin Kuzey kesimlerinden doğan Gediz çayı, Murat Dağındaki yüzden fazla
pınarların toplanması ile ortaya çıkan, çokrağan suyu ile birleşen Murat
çayına abide altlarında, Şaphane dağından kopup gelen, Ilıcasu
kaplıcalarının da sularını toplayan Hamam Su deresi birleşerek Gediz
nehrinin temeli yörede atılmış olur. Yaz kuraklığı bu akarsuların pek
çoğunun kurumasına neden olurken kış ve ilk bahar aylarında seviyeleri
artmaktadır.Kaynağını Murat Dağından alan ve 401 km. uzunluğu olan Gediz
Nehri kendi adını taşıyan ovayı suladıktan sonra İzmir Körfezi’nin dış
kesiminde büyük bir delta çizerek Ege Denizi’ne dökülür.Murat çayının üzerinde “Gümele Göleti” yapılmıştır. Ancak
yöredeki diğer dere ve çaylardan kırsal kesim çiftçilerinin yöresel
imkanları doğrultusunda sulamada faydalanılmaktadır.
Toprak
Şartları:
Yörede
hakim topraklar kahverengi topraklar ve kahverengi orman topraklarıdır.
Kahverengi topraklar kısmen daha fazla arazi eğimine sahip olmaları
hasebiyle Kahverengi orman topraklarına nazaran incedirler. Bunlar bazaltlar
üzerine tekabül etmişlerdir. Kahve rengi orman toprakları saha olarak daha
geniş alan kaplarlar. Her iki toprak çeşidinin de organik madde miktarı
düşüktür. Yörede kaliş arazilere de rastlanır. Toprakların özellikle alt
tabakaları fazla killidir. Bu durum yörede heyelan yer yer heyelan
yaşanmasını kaçınılmaz kılmıştır. Özellikle yörede yaşanan depremler, tarla
açma ve yol yapım çalışmaları bu durumu tetiklemektedir. Yağışın fazla
olduğu kış aylarında, Abide, Aksaklar, Gölcük, Ilıcasu mevkilerinde heyelan
olaylarına rastlanmaktadır.Yörenin kuzey kesimlerinde rendzina topraklar
vardır. Bu toprakların taneleri küçük, renkleri beyaz ve açıktır. Murat ve
Şaphane dağı toprakları da dahil bu topraklar genelde kireç içerseler de bir
miktar demiroksit barındırırlar. Aynı zamanda kumlu killi ve az miktarda da
humusludurlar.
Sözü
edilen topraklar hafif meyilli, sığ, orta erozyonlu olup, ikinci sınıf tarım
alanı olarak kullanılmaktadırlar.
Gediz
çayı ve Murat çayının yerleştiği sahalar ise kum oranı yüksek alüviyal
topraklar olup 2.sınıf kullanım kabiliyetinde, orta derecede korunma
gerektirirler. Bu toprakların büyük bölümü sulu tarım olarak
kullanılmaktadır. Yöredeki tüm toprak çeşitlerinin ortak özelliği nem
oranının azlığıdır.
Depremler:
Gediz Yöresi 3. Jeolojik
zamanın ikinci yarısında yükselmeye uğramış denç bir arazidir. Zeminin sert
tortullardan oluşması, bu dönemde ve 4. Jeolojik zamanın ilk yarısında
sıkışma sonucundaki alçalma ve yükselmelerle birbirinden bağımsız pek çok
küçük fayların oluşmasını sağlamıştır. Bu fay alanlarının varlığı Gediz
Yöresini Türkiye’nin en önemli deprem bölgeleri arasına dahil etmiştir. En
son büyük deprem 28.03.1970’de meydana gelmiş 1100 kişi hayatını kaybetmiş,
1200 kişi yaralanmış, 15 000 ev yıkılmış ve yaklaşık 30 ar yıllık
periyotları takip etmektedir. Son deprem sonrası Bakanlar Kurulunun
05.08.1970 gün ve 7 – 1164 sayılı kararı Gediz’ in yerleşim yeri bu günkü
yerine taşınmıştır.